|
|
|
Ben Nerdeyim
An gelir hüzünlerdeyim, Bir tebessümün bittiği yerdeyim. An gelir sevinçlerdeyim, Damla damla akan gözyaşların, Son bulduğu yerdeyim, An gelir düşüncelerdeyim, Yüreğimle hesaplaştığım, Karanlık ıssız gecelerdeyim, Ve an gelir ben bu hayatın içindeyim, Mutluluğu aradığım gönüllerdeyim. İçimdeki ben,
ben şimdi nerdeyim....
* |
YÜZLEŞME VE SUİKAST
Günlerdir çapraz sorgularındayım sevdanın. Yorgun gecelerin,acımasız sabahlarına uyanıyorum Epeydir efkarlıyım. Kimsesiz masum bir çocuk gibi, Utangaç duygularımı Gizlemeye çalıştıkca daha da kızarıyorum. Şimdilerde, Sinirliyim hatta biraz da kırgın, Gözlerimi kısarak bakıyorum hayata Yağmurda tabanı delinmiş ayakkabılar gibi Daha ne kadar ıslanacak yüreğim. Bilmiyorum.
Nereden tanıdım seni Ben yine senin gelgitlerindeyim. Benliğimi kuşatan senli duygularım Yaşadığın o kahrolası uzak şehir Okyanuslar,dağlar ve mektupların… Neden ? Neden düşünmek zorunda da kalıyorum, Neden sevmek,neden beklemek Neden susmak,neden özlemek Neden,neden,neden, Nedenlere boğuluyorum ? Kimsin sen ? Akıllı küçük şeytan Dostoyeski’nin küçük dostu Onuncu köyün deli kavalcısı Bana yalan söyleme Eğer ölmek isteyen biri varsa o da benim. Hadiii,sen aç kollarını sonsuza Donkişot gibi, Mutlu ve mesut yaşa.
Bu sabah farklı bir dünya ile tanıştım Diğer ben’le. Suç sende mi bende mi,çözümsüz bir denklem gibi Sahipsiz,havada asılı kelimeler Gecelerde sana methiyeler dizen ben Aslında ; ‘’ benim seni sevme ihtimalimi sevmişim’’ Sende kendimi ararken,bu kadar sancı arasında Kaybolan,kanayan yüreğimi buldum. Şimdi Korkuyorum ! Hem de çok korkuyorum. Sessiz ve karanlık geceyi yırtan ezanlar Sabahı, gecenin koynundan söküp alırken Uzun, davudi sesler Ve ince uzun kılıçlar gibi minarelerin gölgesinde Her gece, Her gece,sessizce kendimi öldürüyorum.
Kendime karşı acımasızım Gözümün üzerinde kaşımın olması bile bahanem Sonu gelmeyen bir savaş Hep bir yanım eksik,hep kafam karışık. Değerlerin anlam yitirdiği Zamanların çocuğuyum ben Bunun için kavgalıyım ve bunun için de ukala. Sokaklar pis,sokaklar çöplük Ve ben !.. Bir suikast kurbanıyım Yargısız infazların sevdalarında.
HANDE HAGHGOUİ
| |
| | | |
|
GECENİN KENDİSİYİM BEN...
Gecenin rengiyim ben... Adım Karanlık, Işığı almam içime,yansıtırım sadece gecenin bedenine.. Ay kavrar beni yıldızlar parlardığını sanır gölgemde Sandıkları kadar kolay değil aslında salınmak gövdemde...
Gecenin teniyim ben... Örterim sesizce incelikleri görünmesin isterim. Günahları kapatılsın,yaraları sarılsın hem Sarınsın güne ama kavuşamasın
Gecenin ruhuyum ben... Savururum herşeyi,silerim yüzündeki acı izleri Bilsin isterim kendisiyim ben gecenin Karanlığıyım karanlık tarafıyım Acısıyım,acıyla bağrına bastıklarının adıyım Karanlığım bu yüzden siyaha sarınmışlığım...
Gecenin koyusuyum,suskunluğuyum Sessizliğimin bir sebebi vardır elbet Bulunsun isterim içinde çakıl taşlarım Uçamasın teninde gecenin kimse Kıskanırım,karanlığımla kapatırım Kaplarım bedenimle karanlığım bile değmesin isterim gecenin hüzünlü tenine...
Gecenin kendisiyim ben....
MavimaSaL
| |
| | | |
|
Aşk beni hep değiştirecek
Bu defa işim çok zor.... Aşağıda en dipteyim..... öyle bir bekletti ki beni.... Yalnızlığın içindeyim.....
İstedım belki... Sevmeyi yeniden... Göze almazdım.... Vazgeçemezdim... Korkaktım....! Kıpırdamadım bekledim.... Ödeyip bedelini...! Sonunda kovuldun zihnimden.....!
Kendim olmayı seçtim seçeli.... Öğrendim vedalar etmeyi...! Aşk beni hep değiştirecek.... İstersem yine gelecek...
Bu defa son değil...! Yine yolun başındayım... Buralardan gidiyorum.... Kalbimin sahibiyim ...!
| | | | | |
|
Seni seviyorum ama… Yinede özlüyorum yalnızlığı. Bazen… Issız bir çölde, bomboş bir odada, Sırılsıklam sağanak yağmurun altında… Yalnız olmak istiyorum. Ne sen, nede bir başkası… Nerede ne konumda olduğum Hiç önemli değil. Tekrar başlamak istiyorum… Özgürlüğümü istiyorum ben Yalnız olduğum o eski günleri!
Tamam… Tamam… Hemen kızma! Ama ne olur anla. Ara sıra böyle oluyor. Her zaman değil. Bir ağacın altında, Saatlerce oturmak istiyorum. Tek ses duymak istemiyorum. Zaten duyamıyorum! Kimse olmasın o anda Yanımda, arkamda, çevremde, görünürde… Aslında fark etmiyor Kimseyi göremiyorum. CAHİT
| |
| | | |
|
Haber Bırak Rüzgarlara gül açarsa bahçende
erken bir sonbahar gecesi ve apansız Haber bırak rüzgârlara....
O an, Yalnızlığımın ayak izleri düşer tenha akşamların kuytu ve kara karanlıklarına.... Mutlaka bir şiir gelmiş olur yıldızlardan Ve mutlaka oralarda bir yerlerde olurum.... Sessizliğimin tayları toynak vurur içimin ormanlarına Konuşmak istersen, konuş; seni duyarım Gülmek istersen, gül; tebessümün dokunur gözlerime Ağlamak istersen, ağla; göz yaşların avuçlarıma dökülür bir ırmak olur akar göz yaşlarımız.... Görmek istersen bak, bir kere daha bak; göreceksin, Hüznümü şarkılarda, Yüreğimi, sevgimi, Kayan bir yıldızın şavkında ara....
Bir gül açarsa bahçende erken bir sonbahar gecesi ve apansız Haber bırak rüzgârlara
CAHİT | |
| | | |
YAŞADIKLARIMDAN ÖĞRENDİĞİM BİR ŞEY VAR
Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var: Yaşadın mı, yogunluğuna yaşayacaksın bir şeyi Sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten Sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği
İnsan saatlerce bakabilir gökyüzüne Denize saatlerce bakabilir, bir kuşa, bir çocuğa Yaşamak yeryüzünde, onunla karışmaktır Kopmaz kökler salmaktır oraya
Kucakladın mı sımsıkı kucaklayacaksın arkadaşını Kavgaya tüm kaslarınla, gövdenle, tutkunla gireceksin Ve uzandın mı bir kez sımsıcak kumlara Bir kum tanesi gibi, bir yaprak gibi, bir taş gibi dinleneceksin
İnsan bütün güzel müzikleri dinlemeli alabildiğine Hem de tüm benliği seslerle, ezgilerle dolarcasına İnsan balıklama dalmalı içine hayatın Bir kayadan zümrüt bir denize dalarcasına
Uzak ülkeler çekmeli seni, tanımadığın insanlar Bütün kitapları okumak, bütün hayatları tanımak arzusuyla yanmalısın Değişmemelisin hiç bir şeyle bir bardak su içmenin mutluluğunu Fakat ne kadar sevinç varsa yaşamak özlemiyle dolmalısın
Ve kederi de yaşamalısın, namusluca, bütün benliğinle Çünkü acılar da, sevinçler gibi olgunlaştırır insani Kanın karışmalı hayatın büyük dolaşımına Dolaşmalı damarlarında hayatın sonsuz taze kanı
Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var: Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara, göğe, bütün evrene karışırcasına Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana
ATAOL BEHRAMOGLU


| |
| | | |
|

Sen bilirmisin insan nasıl kendini unutur. Nasıl haykırmak isterde sesi boğazında düğüm olur. Konuşmak istersin konuşamazsın, Kaçmak istersin kaçamazsın, Hatta gözlerindeki yaşlar Bitmiştir,ağlayamazsın... Sen bilirmisin benzine su bulanmış bir İnsan titrek, Cılız bir kibritin aleviyle nasıl tutuşur Nasıl sokaklara, Evlere,hatta kendine bile sığmaz olur. Düşünmek istersin düşünemezsin, Unutmak istersin unutamazsın... Sen bilirmisin, Nasıl bir örümcek kemirir durur beynini. Ey sevdiğim,bende bilmezdim bir Zamanlar Hatta düşünmezdim bile Bu kadar acımasız değildir derdim İnsanlar. Ama oluyormuş,ama öğretiliyormuş İnsana. Yudum yudum ömründen Çalıp,hayallerini, Umutlarını,daha da ötesi kendini bile Unutabiliyormuş insan. Haykırıyor,isyan ediyorum bazen Kendime Ama elden ne gelir bütün dertler,acılar Yine benimle. Olsun diyorum varsın buda olsun alışırım Diyorum,İşte Bu arada bir mermi daha vuruluyor Beynime. Olmuyormuş güzelim,alışılmıyormuş bu Acıya. Acınında acısı vardır bende biliyorum. Ama kalbim kaldırmıyor artık, Öylesine yorgun,öylesine geçmişim ki Kendimden, Artık insanlar bile vazgeçer olmuş benim Bu halimden. Zaman diyorum,ilaç diyorum, Buda geçer diyorum. Ama itiraf edeyim mi sana
Buna artık bende İNANMIYORUM......

| |
| | | |
Bir gün seni anlatacağım. Gidişi gelişinden çabuk oldu, Bitişi, başlamasından kolaydı “Bir sevda rüzgârıydı Esti, geçti.” diyeceğim.
Bir gün seni unutacağım. Ellerini, gözlerini, Dokunuşunu, öpüşünü Ve sana ait herşeyi... “Biri vardı bir zamanlar Yıktı, geçti.” diyeceğim.
Bir gün seni tekrar yaşayacağım. Gözlerim kapanırken Son kez hatırlayacağım... “Birini sevmiştim bir zamanlar Hâlâ seviyorum.” diyeceğim...
| |
| | | |
I LOVED WITHOUT SEEING YOU COME SIR TAKE ME FAR FALL DOWN ROSE STRAP I LOVED WITHOUT SEEING YOU DREAM THERE YOU ABOUT LONGING THERE YOU TAKE HEART YOUR BECOME MY SIR A WAKEN ME LOVE WATER DRINK SPRING SET FIRE TOUCH RAIN RAIN PIECE PIECE FALL DOWN MY HEART MY DRY SOIL FOUND THE LIFE DEVELOP |
   Şimdi...bir kır kahvesinde olsaydık seninle.. Yine ayn ı masada, yine aynı köşede.. Yeniden dü şler kursaydık seninle.. Dağlar gibi s ıra.. sıra .. Ve yeniden ..; Yaratsaydık kendi dünyamızı.. Ve de ..; Birlikte söyleseydik.. İkimizde..;. Kendi şarkılarımızı.. Meydan okuyup ayr ılıklara..! Hem de teslim olmadan ..! Y ıllara, yollara, yalanlara..!!
  Yorgun bir hasretle dönersen bir gün Beni burda değil kalbinde ara! .. Ne kadar yıkılmış olsan da.. o gün Beni, bende değ il..K endinde ara! ..  Ya ğmur istiyorsan... gözyaşıma bak,Yang ın istiyorsan yüreğime bak, Ne olursun beni benimle b ırak ....     Zalimsin diyemem.. az gelir sana, Bana karlar ya ğar... yaz gelir sana, Derdinden ölsem de .. naz gelir sana, Kısaca; Bu sevdam... çok gelir sana     Şimdi gidiyorsun…………………git Bütün senli günlerim Bütün bekleyiş saatlerim Bütün senli düşlerim Hepsini azat ediyorum onlarda gitsin.  Yanmış bir orman külü gibiyim Bir Anka kuşu. Bütün üşüdüğüm günler Bu baharatlı saatler Şarkılarımdaki mi majörler Onlarda gitsin………… Seninleyken içi gülen gözlerimi de al yanına  Bu bekleyiş saatlerim, bekledikçe kahroluşlarım Bu uykuya küsmüşlüğüm Bu kadersizliğim onlarda gitsin. Kalbimde yani şuramda bir acı var Bir sancı var beynimi hoplatan Damarlarımı çatlatan. Gözlerimin önünde bir akreple bir yelkovan Ritmik ve asimetrik bir sesle devamlı ruhuma vuran Onlarda gitsin……… Bir gece vakti, geldiğin gibi... Sessizce ve tanımsızca git. Bırakta seni imgesel dünyamın Dışa çizdiği bir modern resim olarak düşüneyim. Zaten sevemezdin ki beni  Ağırdım sana, taşıyamazdın Gücün yetmezdi, aşk yürek işiydi Aşk gözü kara olmak demekti Kısaca mertlik gerektirirdi. Bir kadını bu kadar ağlatan Bu kadar bekleten namert değilde ne olabilirdiki Hadi bebeğim.... Dışarıda sorumsuz ve sorunsuz bir hayat var.. Seni bekleyen Adına da Tİ..denilen Hadi git……Yüreksizliğini yanına alarak git. Hadi git…… Namertliğini bir rozet gibi yakana takarak git Bütün senli günlerim, bütün bekleyiş saatlerim Onlarda gitsin………… 
  Her insanın bir duruşu olmalı, Engel olmamalı hiç bir oluşum, Durduğu zeminde sabit kalmalı, Lâkin,belli olsun keskin duruşun.... İstersen anam ol,istersen babam, Sağ gösterip,sol olmasın vuruşun, Ne olursa olsun anlık ahvâlin, Lâkin,belli olsun keskin duruşun....  Sade vatandaş ol,istersen ünlü, Sen kadardır,etiketin kuruşun, Değişmesin çizgin,kalıver dünlü, Lâkin,belli olsun keskin duruşun....  Yeri geldiğinde,söyle sözünü, Bir şeylerden korkup,garip susuşun, Haksızlık mı gördün,tut oy gözünü, Lâkin,belli olsun keskin duruşun....  Hiç bir yerde durma kaypak zeminde, Senin doğruların,kendi buluşun, İster vaatinde ister yeminde, Lâkin,belli olsun keskin duruşun.... Diller döner,dudaklar söyler fakat, Kendi ilken olsun,her bir sunuşun, Boş lâf değil,beklenilen icraat, Lâkin,belli olsun keskin duruşun....
  Umutlar ımın mavisini alıp gittin , Denizlerimin mavisini çal ıp gittin , Masmavi dünyama ... Simsiyah bir çivi çak ıp gittin... Gittin ..! Ve sen de her yalan gibi . Bittin..!!! | . | BİR BEN YALNIZDIM Dün başı boş dolaştım sokaklarda Ne ben yalnızdım,nede onlar İçimi döktüm kaldırımlara Ben yürüdüm,o yürüdü Gölgemi sürüdü zaman... Bir ben yalnızdım,o içimde ölmüştü çoktan Bir ben,birde sen terk etmedin beni gölgem Patladı deniz kızgın dalgalarla Gri bulutlardı gecede takipçimiz Bir ben yalnızdım,bir sen... Sabah oldu olacak,bilinmez bir yerlerdeyiz Islak kaldırımlara düştü çaresizliğimiz Bir ben yalnızdım,bir sen... Ay dalmış bulutların koynuna Beklerim yıldızların falını Her yol çıkar benim yoluma Bir ben yalnızdım,birde sen..... |
|
            
       Bir gün seni anlatacağım.  Gidişi gelişinden çabuk oldu, Bitişi, başlamasından kolaydı “Bir sevda rüzgârıydı Esti, geçti.” diyeceğim.
Bir gün seni unutacağım. Ellerini, gözlerini, Dokunuşunu, öpüşünü Ve sana ait herşeyi... “Biri vardı bir zamanlar Yıktı, geçti.” diyeceğim.
Bir gün seni tekrar yaşayacağım. Gözlerim kapanırken Son kez hatırlayacağım... “Birini sevmiştim bir zamanlar Hâlâ seviyorum.” diyeceğim...
Eser Aslanlı
    
   
 BİR BEN YALNIZDIM  Dün başı boş dolaştım sokaklarda  Ne ben yalnızdım,nede onlar İçimi döktüm kaldırımlara Ben yürüdüm,o yürüdü Gölgemi sürüdü zaman...
Bir ben yalnızdım,o içimde ölmüştü çoktan Bir ben,birde sen terk etmedin beni gölgem Patladı deniz kızgın dalgalarla Gri bulutlardı gecede takipçimiz
 Bir ben yalnızdım,bir sen...
Sabah oldu olacak,bilinmez bir yerlerdeyiz Islak kaldırımlara düştü çaresizliğimiz
 Bir ben yalnızdım,bir sen...  Ay dalmış bulutların koynuna Beklerim yıldızların falını Her yol çıkar benim yoluma Bir ben yalnızdım,birde sen.....
     
 DÜN GECE 
 Dün gece herkes uykudayken  Bir ben,birde yıldızlar nöbetteydik, Yıldızlar dünyayı bekledi, Bense yalnız seni,
       Sessizlik ve gecenin hüznünü keşfettim, Sensizlik ağlarken derin derin.. Baktığım her yerde sen vardın, Yazık ki,bir düştü gördüklerim
 Yine de yalvardım Tanrıya,  Bana gelesin diye, Gittiğin yerden dönmeyeceğini,Bile bile..
     
  YAZMAK   Seni,
Islak kumsallara yazdım Deniz olup, Hırçın dalgalara sildirdin,
Kurumuş topraklara yazdım, Yağmur olup, Çılgın damlalara sildirdin,
Masmavi göklere yazdım,
Rüzgar olup,
Kara bulutlara sildirdin,
Aydınlık gündüzlere yazdım, Gece olup, Karanlıklara sildirdin,
Şimdi de, Kırık kalbime yazıyorum,
Hadi, Kolaysa sildir bakalım!
    
Bazı duygular vardır anlatılamaz,
anlaşılır sadece. Sevenin sevdiğini bilmesi kadar,
sevilen de anlar sevildiğini. Sevgi her zaman belirli kelimelerle söylenmez. Çoğu defa bir bakış yeter de artar bile... Yeryüzünde hiçbir kuvvet insanoğlunu sevme hakkından alıkoyamaz.
 Sevmek çoğu zaman var olmaktır. Sonunda bizi yok olmaya götürse bile. Ben şimdi varım ve seni sevmek hakkımı kullanıyorum. Sen bile buna karşı koyamazsın. Sana gelinceye kadar sonu gelmez bir arayıştı sevgilerim. Bir zaman başkalarında aradım seni, başka yüzlerde, başka ellerde aradım. Aldandım, fakat birgün seni bulmak ümidini kaybetmedim.
 Nasıl olsa gelecektin birgün.  Ve işte geldin de! Bana tatmadığım hüzünleri tattırmaya, bilmediğim kederleri öğretmeye geldin. Acıdan yana ne kalmışsa yaşamadığım hepsini bir bir sen yaşatacaksın bana. Birgün yaşamanın gereksizliğini de senden öğreneceğim.
Bu selin akışını hiçbirşey duduramaz artık. Ummadığım ve ummadığın bir anda çıktın karşıma. Coşkun ırmaklar gibi,
amansız seller gibi geldin, mutlaka yıkarak ve benden birçok şeyleri beraberinde sürükleyerek gideceksin. İşte o zaman yoklukların en dayanılmazı ile karşı karşıya kalacağım.
Ergeç gideceksin; beni anlayamadan, beni sevemeden gideceksin. Yalnız bir iç kırıklığı kalacak senden, tesellisiz bir hüzün kalacak. Yıllardır aradığım sendin ama sen gittikten sonra başkasını aramayacağım. Gelmeyecek bile olsan, ömrümün sonuna kadar arardım seni Ama geldin bir kere; ister bilerek gelmiş ol, ister bilmeden...
  Geldin ya!    Şimdi herşey güzel seninle. Yürümenin, konuşmanın, nefes almanın bir başka anlamı var artık. Sen varsın ya, herşey bambaşka gözlerimde... Ümit Yaşar OĞUZCAN
      
 Bir yürek var  Paramparça ziyan olmuş Bir ben var bende değil Bilmem hangi derdin içinde Hiçbir şefkatli el El vermiyor elime Bu karanlıklarda bile Sarıyor bedeni
Nerden geleceği belirsiz birini bekleyiş.
KAHVEZAMANINDA ŞİİR VAKTİ...
  
 
 
Yerin seni çektiği kadar ağırsın
Kanatların çırpındığı kadar hafif..
Kalbinin attığı kadar canlısın
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...
Sevdiklerin kadar iyisin
Nefret ettiklerin kadar kötü..
Ne renk olursa olsun kaşın gözün
Karşındakinin gördüğüdür rengin..
Yaşadıklarını kâr sayma:
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna;
Ne kadar yaşarsan yaşa,
Sevdiğin kadardır ömrün..
Gülebildiğin kadar mutlusun
Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
Sakın bitti sanma her şeyi,
Sevdiğin kadar sevileceksin.
Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın
Bir gün yalan söyleyeceksen eğer
Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret
Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın
Unutma yağmurun yağdığı kadar ıslaksın
Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
Kendini yalnız hissettiğin kadar yalnızsın
Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin..
İşte budur hayat!
İşte budur yaşamak, bunu hatırladığın kadar yaşarsın
Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün
Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun
Çiçek sulandığı kadar güzeldir
Kuşlar ötebildiği kadar sevimli
Bebek ağladığı kadar bebektir
Ve her şeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren,
Sevdiğin kadar sevilirsin...
Can Yücel  
  
hatırlama
Ne zaman elime bir kalem alsam
Sana seslenmek geliyor içimden
Güzelliğini hatırlıyorum bir yaz günü
Yine gemiler geçiyor uzaklardan
Biz yosun kokulu rıhtımlarda el ele
Şehirlerden İstanbul, aylardan temmuz
Ne zaman elime bir kalem alsam
Geçmişi seninle yeniden yaşıyoruz
Ne zaman elime bir kitap alsam
Hep seni okuyorum inanır mısın
istiyorum seni anlatmalı bütün romanlar
Sevilen kadın hep sen olmalısın.
Ne zaman elime bir kibrit alsam
Yine İstanbul'u yakmak geçiyor aklımdan
Bu sensiz sokakları, bu evleri
Bu plajları bu denizleri
Sensiz kaldığım bu şehri tüm yakasım geliyor
Yine alev alev bir İstanbul düşünüyorum
Ve çaresiz yaktığım bütün sigaraların
Dumanlarında seni görüyorum.
Ne zaman elime bir fırça alsam
Yüzünü çiziyorum kapılara, duvarlara
Bir bir hatırlıyorum bütün hatlarını
Gözlerini dudaklarını saçlarını
Baktığım her yere gölgen düşüyor
Dokunduğum her şeyde senin sicaklığın
Sonra dağlar, denizler giriyor aramıza
Gitgide büyüyor uzaklığın
Ne zaman elime bir kadeh alsam
Delicesine sarhos olmak istiyorum
Içkiler seni hatirlatiyor yine
Kiriyorum birbiri ardinca kadehleri
Artik hiç bir sey kâr etmez biliyorum
Ne dost, ne içki, ne ask, ne kadin
Gözlerimde yillardir essiz olan
Degismeyen bir sen varsin
Ne zaman elime bir ayna alsam
Gözlerimden korkuyorum, bakislarimdan
Bu seni unutamayan benden korkuyorum
Uçurum çizgiler, kara gölgeler
Bir sonun belirtileri yüzümde yer yer
Karsimdaki yüz sefil bir aksam
Hep sana sesleniyorum duyuyor musun
Ne zaman elime bir kagit alsam.
 
basit yaşamak
Basit yaşayacaksın...
Meselâ; susayınca su içecek kadar basit.
Dört çıkacak, ikiyi ikiyle çarptığında.
Tek düğmesi olacak elindeki cihazın;
tek bir düğme, tek bir cümle gibi;
sevince lafı dolandırmadan söylediğin
“seni seviyorum” gibi.
Basit bir öpücük yetecek sana;
basit sıcak bir öpücük.
Ve o öpücükle dolacak tüm günlerin, tüm düşlerin.
O öpücük için yapacaksın hayatının kavgasını,
o öpücük için yiyeceksin hayatının dayağını.
Kabak çekirdeği verecek sana
rakamların veremediği mutluluğu.
El yazısıyla yazılmış eğri büğrü bir mektup olacak
en değerli kâğıdın;
hep yanında taşıdığın, atmaya kıyamadığın.
İki harekette giyiniverecek,
iki harekette soyunuvereceksin.
Kısacık olacak uyanman
ve yola çıkman arasında geçen süre;
kısacık olacak, sıcacık kollara dolanman
ve yolculuklara çıkman arasında geçen süre.
Kendin bile anlayabileceksin yazdıklarını;
bakışların bile anlatabilecek kendini.
Beklentilerin de basit olacak.
Kaf Dağı’nın önünde bekleyecek mutluluklar.
Bir ıslıkta bulabileceksin en uzun dostluk romanını;
ya da bir damla gözyaşı yaşatacak sana
en ucuz aşk romanını.
Pankreasının sağlığına dua edeceksin kapatırken gözlerini.
Zafer işareti yapacaksın tuvaletten çıkarken.
Bir kaşarlı tost olacak aradığın
nasıl oturacağını bilemediğin sofrada;
parmakların olacak en kıymetli çatalın.
Yine, aynı parmaklar çözecek en karmaşık denklemleri.
İskender’in kılıcı duracak avukat rehberinin yanında.
Bir filarmoni orkestrası veremeyecek sana
kontrplak bir gitarda, doğru basılmış bir
“fa diyez”in mutluluğunu.
Makyajın ilk “a” sına kadar bilmen yetecek.
Temizlik kokacak en pahalı parfümün.
“Bilmiyorum” diyebileceksin bilmediğinde
ve çok normal olacak onu da bilmeyişin.
Tek dereden su getirmen yetecek,
bir “istemiyorum” diyebilmeye.
Ne durduğu farketmeyecek abanın altında.
Saatin, sadece saati gösterecek;
Telefonunu sadece telefon etmek için kullanacaksın.
Küçük bir not defteri olacak bilgini en hızlı sayan.
Basit yaşayacaksın, basit.
Sanki yaşamın bir gün sona erecekmiş gibi basit...
Yalçın ERGİR |
 
                   Munecc im.c oun kat kıla rıyla
|
|
|
|